Memlüklerde “Hoşdaşlık” Geleneği
- Alperen Alkan

- Feb 17
- 2 min read
Written by Alperen Alkan
Mamluk Academy çatısı altında sadece bir spor veya sanat icra etmiyoruz; bin yıllık bir geleneğin ruhunu da yaşatıyoruz. Bu geleneğin en temel ve en duygusal sütunlarından biri kuşkusuz kelime anlamı "aynı efendinin terbiyesinde yetişen yoldaş" olan “Hoşdaşlık” kavramıdır.

Hoşdaş: Kimsesizlerin Kimsesi, Hayatın Aynası
Memlük sisteminde hoşdaşlık sadece bir arkadaşlık değil, hayati bir varoluş meselesidir. Memlükler çok küçük yaşta, köklerinden ve ailelerinden koparılarak "Tıbak" adı verilen kışlalara getirildiklerinde geride bıraktıkları bir geçmişleri veya sığınacak bir aile ocakları olmazdı. İşte o andan itibaren hoşdaş, o kişinin dünyadaki tek ailesi olurdu. Bu duygusal boşluğu tamamlamak için tibaklarda eğitim veren deneyimli memlüklere büyük kardeş anlamına gelen “Ağavat” ve acemi memlüklere ise küçük kardeş anlamına gelen “İni” denirdi. Tibak’ın en üst bakamı olan üstada ise “Baba” denirdi. Acemi memlükler, her şeyini kaybettiği bu yeni hayatta kendi yansımasını, hatalarını ve doğrularını hoşdaşında görürdü. Bu nedenle hoşdaşlar birbirlerinin aynası haline gelirlerdi.

Kutsal Bir Hukuk: Hoşdaş Hoşdaşı Cezalandırmaz
Hoşdaşlık bağı o kadar kutsaldır ki, araya siyasi rekabet veya kişisel gerginlikler girse dahi "hoşdaşlık hukuku" devreye girerdi. Bunun en meşhur örneği, büyük üstadımız Tayboğa el-Yunnani ile Yelboğa el-Ömeri arasında yaşanmıştır.
Sultan Hasan devrinde yönetimde devasa bir güç elde eden Yelboğa, zamanla bu gücü paylaşmak istemeyince hoşdaşı Tayboğa ile karşı karşıya gelir ve onu İskenderiye’deki zindanlara hapseder. Ancak bu durum Memlük camiasında büyük bir tepkiyle karşılanır; çünkü hoşdaşın hoşdaşa böyle davranması töreye aykırıdır. Gelen yoğun şikayetler üzerine Yelboğa, hoşdaşlık hukukuna saygı göstererek Tayboğa’yı affeder ve onu Kudüs’e gönderir. Bu gelenek uyarınca, kazanan taraf hasmını genellikle ağır cezalandırmaz, hoşdaşlık hatırına daha affedici olurdu.

Tarihi Bir Vefa Örneği: Sultan Baybars ve Sungur al-Aşgar
Hoşdaşlığın vefasına dair en unutulmaz hikaye ise Sultan I. Baybars ile Sungur el-Aşgar arasındadır. Baybars, Moğollarla savaşırken esir düşen hoşdaşı Sungur’u kurtarmak için koskoca bir krallığın veliahtını (Ermeni Prensi Leon) takas konusu yapmış ve hoşdaşını kurtarana dek pes etmemiştir. Sungur serbest kaldığında onu Kahire dışında bizzat karşılayarak, Memlükler için hoşdaşlık hukukunun ne kadar kıymetli olduğunu göstermiştir.
Günümüz Memlüklerinde Hoşdaşlık
Bugün Mamluk Academy’de bizler kan bağıyla değil, ortak bir idealin bağlarıyla birbirimize bağlıyız. Akademimizdeki sarsılmaz dostluklar, geçmişin o samimi mirasını yaşatıyor:

Akademimizin kurucusu Alperen Alkan ile Türkiye Baş Hocası Barış Demirtaş, modern tıbaklarımızda yetişen iki hoşdaştır.
Almanya Baş Hocası Özlem Çelebi ile Kemankeş Frankfurt’un hocası Demet Nebilir, bu geleneğin sarsılmaz birer aynasıdır.
İngiltere Baş Hocası Jehad Shamis ile Birleşik Arap Emirlikleri Baş Hocası Mahmoud Qalyoubi, mesafelerin bu hukuka engel olamayacağının en güzel kanıtıdır.
Hoşdaşlık; sadece birlikte talim yapmak veya eğitim almak değil, aynı hayali paylaşmak ve aynı dava için mücadele etmektir. Mamluk Academy ailesi olarak bizler, bu kadim "yol arkadaşlığını" yaşatmaya devam ediyoruz.
Sizin hayat aynanız, sizin hoşdaşınız kim?
